Apiterapi
Arıcılıktan sağlanan bal, polen, arı sütü, propolis, arı zehiri ve bal mumu insan yaşamı ve sağlığı açısından son derece önemli ürünlerdir. Her geçen gün sonuçlanan araştırmalar toplumların dikkatini bu konu üzerine çekmekte ve özellikle uzak doğu ülkelerinde başlayan ve dünyada hızla gelişen arı ürünleri ile tedavi yöntemleri hızla yaygınlaşmaktadırApiterapi olarak adlandırılan ve yalnızca arı ürünleri kullanılarak yapılan bu tedavi yöntemlerinin uygulandığı Apiterapi merkezleri hızla yayılmaktadır. Burada görev yapan araştırıcıların tıp alanında elde ettikleri sonuçlar çoğu kez şaşırtıcı boyutlara ulaşmaktadır. Dünyanın her tarafından 100'ün üzerinde bilim adamının katılımı ile İsrail'de 26-30 Mayıs 1996' da gerçekleşen "Arı ürünleri, Özellikleri ,Uygulanmaları ve Apiterapi" konulu konferansta konular kapsamlı olarak ele alınmış ve tartışılmıştır. Bunun dışında çeşitli arıcılık ve tıp kongre ve seminerlerinde zaman zaman ilginç bildirilerle karşılaşılmaktadır. Günümüze değin yapılan çalışmalarda elde edilen sonuçlara göre arı ürünlerinin insan yaşamı ve sağlığı açısından önemleri site içerisinde bölümler halinde sunulmuştur.
Arı ürünleri içerisinde bütün dünyada daha yaygın olarak kullanılan arı sütü, polen ve balın satışı yapılmaktadır. Her üç ürün bir arada kullanıldığında etkileri son derece yükseldiğinden tüketiciye her üç ürünü birlikte kullanmaları önerilmektedir.
Günümüze değin bütün dünyada yürütülen çalışmalarda elde edilen sonuçlar değerlendirilerek tüketiciye bire bir hizmet verilmekte ve her türlü bilgi gereksinimi diledikleri bütün iletişim yöntemleri ile kendilerine kazandırılmakta ürün talepleri adreslerine gönderilmektedir.
Apiterapi amacıyla kullanılacak üç ürün birlikte değerlendirildiğinde organizma üzerinde son derece yararlı etkilerde bulunmaktadır. Genel olarak arı sütünün etkisi biyolojik aktiviteyi artırmak ve olumsuz etkileri ortadan kaldırarak motivasyonu sağlamak,polen ve balın etkileri ise bu işlemler sırasında gerekli hammaddeyi vücuda kazandırmak şeklinde tanımlanabilir. Bu amaçla kullanım alanları ve etkileri ortak değerlendirilmelidir.Her üç ürünün ortak olarak;
-Hücre üretimi ve yenilenmesi üzerinde etkili olduklarından organizmayı gençleştirir ve hücre metabolizmasını düzenleyerek organ ve sistemlerin daha fonksiyonel çalışmasını sağlarlar. Hücre üretimine olan etkileri nedeniyle de kan üretimini hızlandırarak kansızlığa ve bağışıklık sistemini artırarak bütün hastalıklara karşı vücudun savunmasını güçlendirirler.
-Gelişme ilgili bütün sorunlarda etkili olarak organizmanın sağlıklı gelişimini sağlarlar. Bu özellikleri ile yetersiz bedensel gelişime yararı olduğu gibi aşırı kilo alma sorunlarını da giderici etkiye sahiptir.
-Kan basıncını ayarlama özelliği ile düşük ve yüksek tansiyonda, damar sertliğini gidermede ve kan yağları olan kolesterol ve trigliserid düzeyinin düşürülmesinde etkilidir.
-Sinir hücrelerinin motivasyonunu sağlaması nedeniyle stres ve depresyon durumlarında, zeka gelişiminde ve zihinsel fonksiyonlarının artırılmasında, MS vs gibi çeşitli sinir sistemi rahatsızlıklarında, kemik gelişimde, çeşitli organ ve sistemlerin fonksiyonlarının düzenlenmesinde önemli derecede etkilere sahiptir.
-Cinsel ve üreme ile ilgili faaliyetlerin düzenlenmesinde ve etkinliğin artırılmasında,
-Enzim ve hormon dengesinin sağlanmasında ve bu yönü ile uzun sürede diyabetin tedavisinde,
-Sindirim sistemi rahatsızlıkları ve metabolik faaliyetlerin düzenlenmesinde,
-Yaşlanmayla ilgili cilt problemleri, saç dökülmesi, halsizlik, bitkinlik, uykusuzluk ve akla gelebilecek her türlü sağlık probleminin çözümünde etkili sonuçlar vermektedir.
*** Prof. Dr. Muhsin Doğaroğlu'nun modern arıcılık teknikleri isimli kitabından alınmıştır.
MKÜ Ziraat Fakültesi Dergisi 5 (1-2): 139-148, 2000.
Ari Ürünleri ve Insan Sagligi Açisindan Önemi
Nuray SAHINLER
M.K.Ü. Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Antakya / HATAY
Özet
Son yillarda dünyada "Apiterapi " adi verilen ari ürünleri ile tedavi yöntemleri hizli
bir gelisme göstermistir. Aricilik aktivitelerinden elde edilen ürünler; bal,polen, propolis, ari
sütü, ari zehiri gibi ürünlerdir. Bu ürünler halk arasinda birçok hastaliklara karsi tedavi
amaciyla kullanilmaktadir. Bal, propolis, ari sütü mükemmel bir antibakteriyel özellige sahiptir.
Ari zehirinin antiromatizmal özelligi
bulunmakta, polen immünolojik hastaliklarin
tedavisinde kullanilmaktadir.
Anahtar Kelimeler: Bal, polen, ari sütü, propolis, ari zehiri, tedavi yöntemleri.
Giris
Zengin bitki gen kaynagina sahip olan ülkemizin tümbölgeleri aricilik yapmak için
uygun bir ekolojik yapiya sahip bulunmaktadir. Ari gen merkezlerinden biri sayilan Türkiye
4.2 milyon koloni varligi 67 bin ton bal ve 3500 ton bal mumu üretimi ve 11.0 milyon dolar
degerinde aricilik ürünü dis satimi ile sayili ülkeler arasinda bulunmaktadir (Firatli ve ark.
2000)
Aricilik faaliyetleri sonucu, insan sagligi açisindan çok önemli ürünler
üretilmektedir. Aricilik ürünlerinin tedavi amaciyla kullanilmasi çok eski zamanlara
dayanmakla birlikte, bu konuda arastirmalarin yapilmasi ve apiterapi merkezlerinin
kurulmasiyla günümüzde de güncelligini korumaktadir. Son yillarda dünyada özellikle
Çin'de "Apiterapi" adi verilen ari ürünleri ile tedavi yöntemleri hizli bir gelisme göstermistir.
Ülkemizde ise ari ürünlerinin sagliga faydali oldugu bilinmekle birlikte bu ürünlerin tibbi
özellikleriyle ilgili yeterli arastirmalar yapilmamaktadir. Bal, polen, propolis, arisütü, ari
zehiri gibi aricilik ürünleri çesitli hastaliklarin tedavisinde kullanilmaktadir. Bu ürünlerden
propolis mükemmel antibiyotik olarak, arisütü, zengin enerji besin ve hormon kaynagi
olarak bilinmekte ve besleyici degeri yüksek olan bal ve polen de yine bir grup
hastalik ve enfeksiyonlarin tedavisinde kullanilmaktadir.
Bal
Bal "bitkilerin çiçeklerinde bulunan nektarlarin veya bitkilerin canli kisimlariyla bazi
es kanatli böceklerin salgiladiklari tatli maddelerin bal arilari tarafindan toplanmasi,
vücutlarinda bilesimlerinin degistirilip petek gözlerine depo edilmesi ve buralarda
olgunlasmasi sonucunda meydana gelen koyu kivamda tatli bir üründür", seklinde
tanimlanmaktadir (Anonim 1990 ).
Balin rengi, açik saridan koyu esmere kadar degisiklik göstermektedir. Bunun
yaninda koyu renkli ballarin açik renkli ballardan daha fazla mineral madde içerigine sahip
asidik yapida olup bilesimi alindigi kaynagin cinsine, üretim dönemine ve üretim yöntemine
göre farklilik gösterebilir (Genç 1993; White 1984). ABD'de 490 bal örnegi üzerinde yapilan
analiz sonucunda süzme balin bilesimi çizelge 1'de verilmistir. Çizelge 1 incelendiginde %
79.59 oraninda sekerler, % 0.57 oraninda asitler, % 0.26 oraninda protein, % 0.17 oraninda
mineral maddeler ve % 2.21 oraninda seker alkolleri, tanninler, asetil kolin, enzimler,
vitaminler pigment, aroma ve tat maddeleri bulundugu görülmektedir (White 1984) .
Bal temel olarak besin maddesi ve enerji kaynagi olarak kullanilmakta bunun yani
sira insan sagligi bakimindan da önem tasimakta
çesitli hastaliklarin tedavisinde
kullanilmaktadir (Schmidt 1997). Bazi bakteri türlerinin büyümesi için optimum pH' nin 7.2-7.4
arasinda olmasi gereklidir. Minimum düzeyde ise Escherichia coli 'nin gelismesi için pH'
nin 4.3; Salmonella sp. 'nin, 4.0; Streptococcus pyogenes 'in 4.5 olmasi gereklidir. Bundan
dolayi, sulandirilmamis balin asitligi önemli bir antibakter¦iyel faktördür (Molan 1997). Balin
mide ve bagirsaklar üzerine olan iyilestirici etkisi bugün çogu kimse tarafindan kabul
edilmektedir. Bal yara ve yaniklarin tedavisinde kullanilmakta (Postmes ve ark. 1997), yara
ve yaniklarin tedavisinde kullanilan krem ve antibiyotiklerin, yara izi ve yara kabugu gibi
olumsuz etkileri bulunmakta, bal kullanilmasiyla bu olumsuz etkiler görülmemekte ve
yaniklara karsi kullanilan silver sulfadiazine yerine bal kullanilmaiyla iyilesme daha kisa bir
süre içinde gerçeklesmektedir (Schmidt 1997).
Çizelge 1. Süzme Balin Bilesimi
Table 1: Composition of the honey.
Bilesime
Giren
Maddeler
(Component)
Oran (%) (Rate)
Su (Water)
17.20
Sekerler (Sugars)
79.59
Asitler (Acids)
0.57
Protein (N*6.25) Protein
0.26
Min. Maddeler ( Minerals)
0.17
Diger Bilesikler (Others)
2.21
Kaynak:White 1984
Bal kronik sindirim sistemi hastaliklarindan özellikle peptik ülser ve hazimsizliga
(Al Somai ve ark. 1994; Schmidt 1997; Molan 1997), duodenal ülsere (Salem 1981; Haffejeei
ve Moosa 1985) çocuklarda ise bakteriyel gastroenteritis'e karsi etkili bir sekilde tedavi
amaciyla kullanilmaktadir (Haffejeei ve Moosa 1985).
Bal antibakteriyel özelligi ile agiz, bogaz ve brons enfeksiyonlarina karsi
kullanilmaktadir (Krell 1996). Bunlarin yaninda bal cildi besleyici ve nemlendirici krem olarak
çesitli ülser, yara ve yaniklara karsi ilaç olarak kullanilmaktadir (Hutton 1996; Armon 1980;
Dumronglert 1983).
Tibbi bitki ekstraktlariyla beslenen bal arisi kolonilerinden elde edilen ballarin,
lârenjite, üst solunum yollari enfeksiyonlarina, kronik ülser ve yaralara karsi kullanildigi
belirtilmektedir (Rosenblat ve ark. 1997).
Klinik arastirmalarda ise gözde, katarakt hastaligina, konjiktivit ve çesitli kornea
rahatsizliklarina karsi, direkt gözün içine uygulanarak kullanildigi bildirilmektedir (Krell 1996).
Balin seker hastalari için uygun oldugu bilinir ancak bal yüksek seker içerigine
sahiptir. Bununla birlikte seker hastalari için sekerli bir üründen daha iyi oldugu bildirilmistir
(Katsilambros ve ark. 1988). Esit kaloriye sahip diger gidalarla bal karsilastirildiginda balin
daha az insülin içerdigi ancak tüketildikten kisa bir süre sonra kandaki seker oraninin ayni
veya biraz daha yüksek oldugu belirlenmistir. Bal ve ayni miktarda sukroz tüketimi
karsilastirildiginda kan seker oraninin bal tüketimiyle daha düsük oldugu belirlenmistir
(Shambough ve ark. 1990).
Böbrek fonksiyonlarini düzenleyici, uykusuzlugu giderici, ates düsürücü etkileri
bulunmakta, kalp, dolasim sistemi hasatliklari, karaciger rahatsizliklarina
karsi
kullanilmaktadir. Nekahet durumundaki hastalara % 20-40 balli su solüsyonu enjekte
edildikten sonra genel durumun iyilesdigi bildirilmektedir (Krell 1996).
Balin antifungal aktivitesinin de bulundugu, ancak birçok mantar türlerine karsi bu
aktivitenin test edilmedigi bildirilmektedir. Bunlarin yaninda, sigir ve keçilerde, sagmal
hayvanlarda görülen mastitise karsi balin kullanilmasiyla basarili sonuçlar alinmaktadir
(Molan 1997). Son yillarda ise travmatolojik hastaliklarin tedavisinde de balin kullanildigi
bildirilmektedir (Feraboli 1997).
Balmumu
Bal mumu isçi arilarin 12-18 günlük yas dönemlerinde 4, 5, 6 ve 7. abdominal
segmentlerdeki mum salgi bezlerinden salgilanan bir maddedir. Rengi salgilandigi anda beyaz
olmasina ragmen, daha sonra koyulasarak sariya veya kahverengine döner. Arilar bu
maddeyi yavru yetistirmek, bal ve polen depolamak üzere gerekli depo gözlerini örmek için
salgilarlar. Günümüzde peteklerin bali süzüldükten sonra geriye kalan örülmüs petek mumlari
eritilip yabanci maddelerden ayrilarak tekrar aricilikta kullanilmaktadir (Genç 1993; Schmidt
1997).
Çizelge 2. Balmumunun Kimyasal Yapisi.
Table 2.Composition of The Bees Wax.
Kimyasal Madde (Chemical Component)
Oran (%) Rate(%)
Monoesterler (Monoesters)
35
Diesterler (Diesters)
14
Triesterler (Triesters)
3
Hidroksi ester ve Poliester (Hydroxy & Poly esters)
12
Asit ester ve Poliester (Acids & poly esters)
3
UzunZincirliHidrokarbonlar (Long chained
hydrocarbons)
14
UzunZincirliYagAsitleri (Longchained fatty acids)
12
Kaynak: Schmidt 1997.
Balmumunun kimyasal yapisi çizelge 2' de verilmistir. Çizelgede görüldügü gibi,
balmumunda, degisik oranlarda, monoesterler, diesterler, triesterler, hidroksi ve poli esterler,
asit ve poliesterler, uzun zincirli hidrokarbonlar, ve uzun zincirli yag asitleri bulunmaktadir
(Schmidt 1997).
Bal mumu, aricilik sektöründe temel petek yapiminda, marangozculukta agaçtan
yapilmis esyalarin parlatilmasinda, parke vernigi yapiminda ve boya endüstrisinde çesitli
amaçlarla kullanilir. Küçük heykel ve biblo endüstrisinde, madeni kap ve sise kapaklarinin
yapiminda yine bal mumundan yararlanilir. Ayrica isik kaynagi olan mum üretiminde,
parfümeri endüstrisinde, kozmetikte dudak boyasi yapiminda kullanilir. Bunlarin yaninda
insan sagligi açisindan çesitli merhem türü ilaçlarin yapiminda, ayrica yüz kremlerinin
yapiminda ve disçilik alaninda da bal mumunun kullanildigi bildirilmektedir (Sönmez ve Atlan
1992; Schmidt 1997; Krell 1996).
Polen
Polen " Çiçekli bitkilerde, çiçeklerin erkek organlarinin (stamen) üst kisminda
bulunan anterlerin içindeki polen kesecikleri içerisinde yer alan erkek hücre tasiyan burusuk,
dikenli, yagli ve yapiskan yapida bal arisi tarafindan toplanan kurutulmus çiçek tozlaridir "
seklinde tanimlanmaktadir (Anonim,1989 a). Polen arilarin büyüyüp gelismelerini
tamamlamalari, salgi bezlerinin gelismesi için gerekli olan baslica protein kaynagidir. Polen
olmadigi takdirde koloninin yavru yetistirip hayatini devam ettirmesi imkansizdir (Schmidt
1997).
Polenin bilesimi, bitkisel kaynaklara ve üretim yöntemine göre farklilik arz
etmektedir. Schmidt (1997)'nin bildirisine göre, çizelge 3'de görüldügü gibi polenin
bilesiminde degisik oranlarda mineral maddeler, karbonhidratlar, protein ve lipitler
bulunmaktadir. Külün esas kompozisyonunu ise potasyum, kalsiyum, magnezyum, fosfor
olusturur. Iz elementler olarak çinko, bakir, nikele rastlanir. Karbonhidratlar olarak
indirgenmis ve indirgenmeyen sekerler ile nisasta bulunur. Ayrica polenin yapisinda organik
asitler, serbest amino asitler, nükleik asitler, enzimler, tiamin, niasin, riboflavin, pridoksin,
pantotenat, folik asit, biotin bunlarin yaninda vitamin C, karoten, vitamin E ve gelisme
regülatörleri bulunmaktadir. Polen insan beslenmesi için çok büyük bir öneme sahiptir.
Büyümeyi hizlandirmakta, yorgunlugu gidermekte, kansizligi önlemekte, metabolizmayi
düzenleyici etkileri bulunmaktadir (Genç 1993; Schmidt 1997).
Çizelge 3.Polenin Kimyasal Yapisi.
Table 3. Chemical Composition of The Pollen.
Bilesen (Component)
Oran (Rate)
Bilesen (Component)
Oran (Rate)
Enerji (Energy)
2.46 kcal/g
Nikel (Nickel)
4.5 ppm
Protein (Protein)
23.7 %
Tiamin (Thiamin)
9.4 ppm
Karbonhidrat (Carbohydrate)
27 %
Niasin (Niacin)
157 ppm
Lipit (Lipid)
4.8 %
Riboflavin (Riboflavin)
18.6 ppm
Fosfor (Phosphorus)
0.53 %
Pridoksin (Pyridoxine)
9 ppm
Potasyum (Potassium)
0.58 %
Pantotenat (Pantothenate) 28 ppm
Sodyum (Sodium)
0.044 %
Folik Asit (Folic acid)
5.2 ppm
Kalsiyum (Calsium)
0.225 %
Biotin (Biotin)
0.32 ppm
Magnezyum
(
Magnesium)
0.148 %
VitaminC (Vitamin C)
350 ppm
Çinko (Zinc)
87 ppm
Karoten (Carotens)
95 ppm
Bakir (Copper)
14 ppm
Vitamin E (Vitamin E)
14 ppm
Demir (Iron)
140 ppm
Kaynak: Schmidt 1997.
Polen besin degeri bakimindan, diger tarimsal ürünlerle karsilastirilmis ve domates,
kabak, fasulye, elma, ekmek ve ete göre daha fazla oranda protein, Fe, tiamin, riboflavin,
niacin içerdigi bildirilmistir. (Schmidt 1997). Zengin besin madde içerigine sahip olan polenin,
buzagi, broiler ve domuz gibi bazi çiftlik hayvanlarinin rasyonlarina katilmasiyla canli
agirliklarinin arttigi belirtilmistir (Krell 1996).
Polen alerjisi, istahsizlik, bas agrisi, bulanti,kusma, karin agrisi,ishal,kasinti gibi
reaksiyonlarla kendini gösterir ve bazen anafilaktik sok da görülebilir. Polen, polen alerjisi
olan kisilerin tedavisinde büyük bir kaynak olarak (Schmidt 1997), tipta ayrica prostat
hastaliklarinin tedavisinde kullanilmaktadir ( Ask - Upmark 1967).
Polenin insan ve hayvanlari X isinlarinin zararli etkilerinden koruduguna dair bazi
bilimsel çalismalar da bulunmaktadir (Schmidt ve Buchmann 1992). Fareler üzerinde yapilan
bir çalismada polenin, karaciger hasatliklarina karsi iyilestirici bir etkiye sahip oldugu
bildirilmistir (Habib ve ark. 1995). Fareler üzerinde yapilan bir baska çalismada polenle
beslenmenin gebelik döneminde vücut agirliginda artis sagladigi, toplam protein ve
albüminde yükselmenin oldugu ve polenle beslenmeyenlere göre fetüste ölüm oraninin daha
düsük oldugu belirlenmistir (Xie ve Li 1994).
Ari zehiri
Ari zehiri "Arilarin zehir torbasinda olusan ve içerisinde baslica mellitin, apamin,
MCD- peptidi, histamin, hyaluronidaz, fosfolipaz- A2 bulunan , keskin kokulu, aci tadda,
sarimtirak renkte, sivi, hava ile temasinda çabuk kuruyup kristalize olan bir maddedir"
seklinde tanimlanmistir (Anonim 1989 c).
Ari zehiri, arilarda zehir torbasina bir kanal ile baglanan, asit ve alkali salgi
bezlerinde üretilerek zehir torbasinda depolanir. Bu salgi ari soktugu zaman igne
içerisindeki zehir kanalindan sokulan kimseye enjekte edilir. Yeni ergin hale gelmis bir
günlük arilarda bir miktar ari zehiri mevcut olmasina ragmen, bu dönemde ignenin henüz sert
olmamasi nedeniyle sokamazlar. Ikinci günden itibaren asit salgi bezinin aktivitesi artar ve 16-
19 günlük arilarda ari zehiri üretimi en yüksek seviyeye ulasir. Bir aridaki zehir miktari
mevsime ve arinin yapisina göre 0.05-0.3 µl/ari olacak sekilde degisiklik gösterir (Habermann
1972).
Çizelge 4. Ari Zehirinin Bilesimi.
Table 4. Composition of The Bee Venom.
Kimyasal Madde
(Chemical Component)
Oran (%)
Rate(%)
Kimyasal Madde
(Chemical Component)
Oran(%)
Rate(%)
Mellitin (Mellitin)
30-50
Hyaluronidase (Hyaluronidase)
2
Fosfolipaz A
(Phospholipase A)
10-20
MCD peptidi
(Mast Cell Degranulating Peptide)
2
Apamin (Apamine)
3
Histamin (Histamine)
<1
Kaynak: Schmidt,1997.
Ari zehirinin bilesimi çizelge 4'de verilmistir. Çizelgede de görüldügü gibi, ari
zehirinde, Mellitin, Fosfolipaz A,
Apamin, Hyaluronidase, MCD peptidi, Histamin
bulunmaktadir (Schmidt 1997). Avrupa'da uzun yillar ari zehiri, eklem rahatsizliklarinda ,
özellikle romatizmal hastaliklarda kullanilmaktadir (Genç 1993), ayrica gribal enfeksiyonlarda
ve ortopedik hastaliklara karsi kullanilmakta, iltihap kurutucu ve analjezik (agri kesici) etkileri
bulunmaktadir (Feraboli 1997).
Amerikan Apiterapi Birligi, günümüzde mafsal iltihabi (arterit), doku sertlesmesi,
deri veremi, yaslilarda görülen deri sertlesmesi, kronik yorgunluk sendromu, yara izi, deri
kanseri, ekzema gibi hastaliklarin tedavisinin ari zehiri ile yapildigini bildirmistir (Cherbuliez
1997). Ari zehiri temel olarak immünolojide, alerjik hastalarin tedavisinde, bunun yaninda
romatizmal hastaliklarda, gut hastaliginda, sclerosis 'de (doku sertlesmesi),
ayrica scleroderma (yaslilarda görülen deri sertlesmesi) ve astimi da kapsayan çesitli immünolojik
hastaliklarin tedavisinde de kullanilmaktadir (Schmidt 1997).
Bunlarin yaninda, ari zehiri, epilepsiye (Ziai ve Blume 1990), bir çok arthritis
çesitlerine, bazi kanser çesitlerine ve bogaz enfeksiyonlarina karsi (Anonim 1993) migrene,
kolesterole karsi (Kel'man 1960), sinüzite (Fotin ve Gelmedova 1981), kansere, ülsere, astima
(Krell 1996) tedavi amaciyla kullanilmaktadir.
Ari sütü
Ari sütü " 5 ila 15 günlük isçi arilarin alt çene (mandibular) ve bogaz
(hypopharyngeal) bezlerinin salgilarindan birisi olup ana ari gözlerine asilanan larvalarin
beslenmesine yarayan, ancak ana ari gözlerine asilama yapildiktan sonra 36-48 saat zarfinda
toplanan pelte kivaminda, kemik renginde, kendine has bir kokuya ve yakici bir tada sahip
gidadir" seklinde tanimlanmistir (Anonim 1989 b)
Arisütünün kompozisyonu , arilarin dogal beslenmesine, mevsime ve larvanin
yasina,üretim yöntemine göre degismektedir. Suda eriyen pH 'si 3-5 olan arisütünün
yapisinda proteinler, lipitler, karbonhidratlar bulunmaktadir (Çizelge 5). Dinçlik, zindelik
sagladigi, hücre yenilemesine katkida bulundugu düsüncesi nedeniyle, insanlar tarafindan
yaygin olarak tüketilen ari sütünün çok düsük miktarlarda, ptrein, neopterin,biopterin,
ksantopterin gibi biyolojik aktif maddeler ile hormonlar içerdigi bildirilmistir (Rembold ve
Dietz 1965).
Ari sütü en fazla brons astimi, damar sertligi, mide ve bagirsak hastaliklari,
romatizma gibi rahatsizliklarin tedavisinde kullanilmaktadir. Bunlarin yaninda yüksek
tansiyonu önleyici, böbrek ve idrar yolu rahatsizliklarini düzenleyici özellikleri vardir. Ari
sütü zihinsel ve bedensel yorgunluklarin giderilmesine karsi ve ciltteki kirisiklik ve sivilcelere
karsida etkili bir sekilde kullanilmaktadir (Anonim 1992). Ari sütünün kandaki kolesterol,
toplam lipit, fosfolipit, trigliserid, â -lipoprotein seviyelerini düsürmekte, tansiyon düsürücü
ve damar genisletici aktivitesi bulunmakta, insülin benzeri peptidleri içermesi nedeniyle
hipoglisemik (Kan sekerini düsürücü) ve immünolojik etkisi bulunmaktadir. Bunlarin
yaninda cilt ve saç hastaliklarindaki tedavi edici, cinsel fonksiyonlari düzenleyici etkileri
bulunmakta ve hücre onarici ve gençlestirici etkilere sahip bulunmaktadir ( Meydanoglu
1985).
Çizelge 5. Ari Sütünün Bilesimi
Table 5.Composition Of The Royal Jelly.
Bilesen / Component
(%)
Bilesen / Component
(%)
Su ( Water)
68.43
Amino Asitler(Amino Acids)
Mg/100g
Kuru Madde (Dry matter)
31.57
Sistin (Cysteine)
----
Protein (Proteins)
14.01
Valin (Valine)
573
Asitlik (Acidity) (ml/100 g)
|